Türk Eczacıları Birliği 45. Olağan Büyük Kongresi 20-22 Kasım 2025
Sayın Divan Başkanım;
Çok değerli Divan Kurulu Üyeleri;
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetinin Değerli Başkanı ve üyeleri,
Türk Eczacıları Birliği Denetleme Kurulunun Değerli Başkanı ve üyeleri,
Türk Eczacıları Birliği Haysiyet Kurulunun Değerli üyeleri,
Birliğimizin geçmiş dönem Başkanları,
Eczacı Odalarımızın kıymetli Başkanları ve yöneticileri,
Ecza Kooperatiflerinin değerli Başkanları ve yöneticileri,
Çok değerli meslektaşlarım, hepinizi şahsım ve Hatay Eczacı Odası adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Türk Eczacıları Birliği seçimli olağan genel kurulunun mesleğimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyorum.
Değerli hazirun;
Öncelikle bazı değerleri hatırlatmakta fayda var. Bizim değerimiz Türk Eczacıları Birliği.
Türk Eczacıları Birliği, Eczacılık Mesleğinin kalbidir.
Türk Eczacıları Birliği, Türkiye’de Eczacının haklarının savunucusudur.
Türk Eczacıları Birliği, Eczacılık ilkelerinin demokratik bir anlayışla şeffaf olarak yönetilmesi gereğinin teminatıdır.
Türk Eczacıları Birliği, 59 Eczacı Odasının delegelerinin hür iradesinin tecellisidir.
Türk Eczacıları Birliği, akademik meslek örgütleri arasında etik ve adil bir şekilde, toplumun ahlaki değerlerini koruyarak hem Eczacıya, hem her bir vatandaşımıza hizmet ederek yönetilmelidir.
Başka değerimiz, bizlere büyük bir emanet bırakmış, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu, fikirleriyle, devrimleriyle, ilkeleriyle bizlere yol göstermiş ortak milli değerimiz Mustafa Kemal Atatürk’e değinmek istiyorum.
Atatürk’ü ve Atatürkçü yaklaşımı anlamak gerek. Atatürkçülüğün temel özelliği anafikri şüphesiz ki “medeniyetçilik”tir. Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın ifadelerine dikkatinizi çekmek istiyorum. “Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mani olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşından sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur”. İşte böylesi büyük bir lidere sahip olmuşuz, Ne kadar gururlansak azdır. Büyük önderin “Cumhuriyet; sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister." sözü bizlere, Türkiye’nin aydın kesimi Eczacılara ve çocuklarımızı eğitirken bu hayatta ki yaşantımıza rol yüklemelidir. Atatürk’ün dediği gibi nesillerin var olması için biz yöneticiler ve birliğimiz bu yönde mücadele etmeli, Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımalıyız. 10 gün kadar önce vefatının 87. yıldönümünde andığımız büyük önderi anlamalı, Türk Eczacıları Birliği olarak, onun izinde olmalıyız.
Değerli hazirun;
Ülkemizde son yıllarda Eczacılık gün geçtikçe icrası zor bir meslek haline dönüşmektedir. Eczanelerde, kamuda, akademide, sanayide meslektaşlarımızın serzenişlerini üzülerek duyuyor, dinliyoruz. Artan Eczacılık Fakültesi sayısıyla beraber, her yıl binlerce yeni mezun Eczacılar istihdam sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Birliğimiz ve bizler bu konuya mutlak suretle çözümler üretmeli, alternatif istihdam yöntemlerini sahaya yansıtmalıyız. Yardımcı Eczacı adaylarının sorunları her geçen zaman çığ gibi büyümektedir. Biz Hatay Eczacı Odası olarak bu bağlamda, son 3 ayda çok önemli bir projeyi hayata geçirdik. Bu proje Birliğimiz öncülüğünde, Başkanımız Arman Üney önderliğinde, merkez heyeti üyemiz Alper Pehlivanlı ve denetleme kurulu başkanımız Oğuzhan Ulutaş sayesinde girişimlerimizle gerçekleşmiştir. Tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. Proje başlamış ve halen de devam etmektedir. Bu istihdam projesi İş Kur Genel Müdürlüğü desteği kapsamında vuku bulmuştur. Şimdi size sunacağım verileri ekrana da yansıtacağım. Burada da görüldüğü üzere hem Eczane Eczacısına, hem yardımcı Eczacı adaylarımıza, hem de Eczane işçilerine çok önemli bir destek projesi hayata geçirmiş olduk. İşte burada da ifade ettiğim gibi buna benzer birçok istihdam alternatifi destek projeler üretmeli, Eczacılığa nefes aldırmalıyız. Alternatif istihdam yöntemlerini kamuda, akademide, endüstride, sanayide ve birçok alanda projeler ve yasal zeminlerle oluşturmalıyız. TEB bünyesinde kurulacak istihdam komisyonu önümüzdeki 45.dönemde en faal, en üretken, en çalışkan komisyon olmalı. Aksi takdirde bakın çok büyük bir kaos kapımızda yaşarız.
Değerli meslektaşlarım;
Yeni oluşacak Türk Eczacıları Birliği merkez heyetinin çözmesi gereken çok fazla sayıda sorunumuz var. Birliğimizin yeni oluşumunda, yeni seçilecek adayların sahip olması gereken meziyetleri buradan ifade etmek istiyorum. 45.Dönem TEB nin tüm organlarında görev alacak meslektaşlarımızın dinamik, enerjik, sorunlara çözüm odaklı, takipçi olmalı, kamuda aktif, bürokratik ilişkileri rahat kurabilecek olmalı, hayata, dünyaya evrensel bakış açısı olan, zamanının büyük kısmını Ankara’da geçirebilecek, yaşamında Eczacılığı, örgütü birinci sıraya oturtabilecek, Eczacılık mevzuatına, sorunlarımıza, mesleğimizin her alanına hakim olması gerektiğini üzerine basa basa vurguluyorum. Tabandaki Eczacının taleplerine Ankara’da ses olabilecekse bu meslektaşlarımız aday olsun lütfen. Ülkemizin dört bir yanından meslektaşlarımızın taleplerini bıkmadan , usanmadan, şikayet etmeden, canı gönülden uğraşarak, mesleğe katkı verecek arkadaşlarımın aday olmasını istiyoruz. Biz Eczacı Odaları yöneticileri Ankara’ya gelmeden, bizim sorunlarımızı, taleplerimizi buradan çözsünler istiyoruz. Birliğimiz çok kıymetli değerli meslektaşlarım. Bazı zamanlar sosyal medyada veya başka platformlarda, bazı meslektaşlarımızın Birlik yöneticilerine veya oda yöneticilerine hakarete varan beyanlarını, alay eder gibi yorumlarını üzülerek görüyorum. Bu çok yanlış, nezih ve aydın Eczacı camiası böylesi davranışlardan kaçınmalı, seviyeyi düşürmemeliyiz. Başkan olmanın doğal olarak yükü ağırdır. Ancak bizim camiamızda Eczacı Odasını veya TEB’i yönetmek ekip işidir. Ekip olmazsa başarı gelmez. Peki başarısızlık varsa bu durum sadece Başkanı mı bağlar ? Yani başarı olursa ekibin, başarısızlık Başkanın. Bu mudur doğru olan ? Bunu değerlendirin lütfen. Örneğin ben ekibim olmadan Hatay Eczacı Odasını yönetemem, ekip işidir bu. Tam yeri gelmişken, tüm ekibime, Hatay Eczacı Odasının tüm yöneticilerine buradan teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
Değerli hazirun;
Sözlerimin başında ülkemizde Eczacılık gün geçtikçe zor icra ediliyor artık diye bir ifadede bulunmuştum. Her yıl yaşadığımız ilaca zam dedikoduları ve ilaçların yoklara girmesi Eczanelerimizi zor duruma düşürüyor. Buna da çözüm üretmek mecburiyetindeyiz.
İlaç Fiyat Kararnamesi günün ekonomik koşulları ile uyumlu olmaktan uzaktır ve son yapılan güncellemeler, enflasyon ve artan maliyetlerle birlikte eriyip gitmiştir. İlaca, yalnızca ekonomik gözle bakılmasının, ticari bir meta gibi yorumlanmasının sonuçlarını bugün ilaç yokluğuyla yaşıyoruz. Her zaman yaşadığımız kronik hastalıklara ilişkin ilaçların yoklarından öte, son dönemde yaşanan özellikle pediatrik antibiyotikler, öksürük şurupları, ateş düşürücü, gargaralar gibi çok basit temin edilebilecek ilaçlar bile yoka düştü. Burada çözüm Sağlık Bakanlığının uygulaması gereken yaptırımlardır. Sistem şu an çok rahat ve takip edilebilir bir durumdadır. Eczaneler stokçu değildir. Burada ilaç sanayi veya Ecza depoları, kim bu sıkıntıyı yaratıyorsa Bakanlık yetkilileri bu işi çözmekle yükümlüdür. Bu durumu yaşamamızdaki en büyük nedenlerden biri de ilaçta dışa bağımlı hale gelmiş olmamız diye düşünüyorum. Yerli ilaç üretiminin azalması, yok denecek seviyelere düşmüş olması, ilaç teminindeki en büyük problemlerden biridir. Burada ilaç sanayiye de değinmek istiyorum. Devlet desteğiyle veya kendi öz kaynaklarını, arge yatırımlarını arttırmak zorundalar. Yerli ilaç üretimi teşvik edilmeli, Sağlık Bakanlığımızın yapacağı idari veya cezai yaptırımlarla artık bu ilaç yoklukları önüne geçilmelidir. Türk Eczacıları Birliği bu bağlamda görüşmelerini ve mücadelesini sonuna kadar sürdürmelidir.
Değerli meslektaşlarım;
Bir başka değinmek istediğim konu kamu eczacılarımıza ilişkin. Kamuda aktif çalışan meslektaşlarımız arasında meslek hizmet puanlaması hususunda eksiklikler, yanlışlıklar söz konusudur. Özellikle deprem sonrası bölgemizde görev yapan, kamuda çalışan meslektaşlarımız için hizmet puanı ayrıcalığı söz konusu değil. 06.02.2023 tarihinden bugüne tam 1020 gün geçti. Şimdiye kadar birçok platformda dile getirdim. Defalarca söyledim, özellikle Hatay’da yaşayan, çalışan meslektaşlarım için imtiyaz istedim. Bakın halen bölgemizde 80 Eczane konteynerde, 60 Eczane prefabrik yapıdan hizmet veriyoruz. Yaşamayan bilemez. Yaşadığımız zorlukları hangi kelimelerle anlatsam sizler anlayabilirsiniz bilemiyorum. Aranızda hiç konteyner Eczacılığı yapan var mı ? Yazın soğutamaz, kışın ısıtamazsınız. Ne kadar sağlam izole yaptırsanız da bir yerinden su akar. Su tesisatı yoktur, kanalizasyon bağlantısı yoktur. Küçüktür, dardır, içinde hareket ile manevra imkanı zordur. Ve bugün depremin üzerinden 1020 gün geçmiş. Hatay merkezde, Antakya, Defne, Kırıkhan, Samandağ ve Hassa ilçelerimizde betonarme dükkân eksikliği var. Halen bizlere teslim edilen iş yeri, dükkan yok. Çektiğimiz sıkıntıları bilemezsiniz. Bizler Hatay’da tüm ülkemizin yaşadığı sorunların fazlasını, farklısını yaşıyoruz. Yaklaşık üç yıl geçti depremin üzerinden, ama bizim gündemimizde farklı sorunlar var. Mesela hiç kimsenin yaşamadığı deaktivasyon sorunu var, mesela Eczanesi olmayan yerleşim mahallerin hepsine Eczane açılışları var, deprem sonrasını fırsat bilenlerin onlarca muvazaa girişimi var, mücbir hâlin sona ermesi durumunda ekstra çıkacak sorunlarımız var. Hepimizin yaşadığı İFK güncellenme sorunu, SGK protokolün geç imzalanması sorunu, göç idaresi protokolünde ki eksiklikleri saymıyorum.
Değerli hazirun deprem bölgelerinde ki Eczacı Odalarına birtakım haklar verildi. Ancak yetmiyor. Çünkü özellikle Hatay, halen yaralarını sarmış, normal yaşama dönmüş değil. Özellikle 15 ilçemizin 5 tanesi, bunların ikisi merkez ilçeler olmak üzere, buralarda yaşamak, nefes almak bile çok zor. Yeni göreve gelecek 45.Dönem TEB Merkez Heyeti içerisinde mutlaka deprem bölgesi Eczacı Odalarımızdan temsiliyet olmalıdır. Buradan sesleniyorum, TEB Merkez Heyetinde Genel Başkan adaylarımız; Mutlaka listelerinizde bu temsiliyete özen gösterin. Çünkü bizi bizden daha iyi anlayabilecek, anlatabilecek kimse yok. Bunu hissediyor ve yaşıyoruz.
Değerli meslektaşlarım;
Ben yaklaşık 20 yıldır bu örgüt içinde çalışıyorum. Kendi bölgemde, Eczacı Odamda birçok görev bana nasip oldu. Denetleme Kurulu Başkanlığı, Genel Sekreterlik, 42.Dönem TEB bünyesinde yöneticilik ve şimdi de Oda Başkanlığı görevlerini ifa ettim, ediyorum. Hayatımda bu görevleri hep birinci sıraya yerleştirdim. Kendi yaşamımda her şeyden önce geldi. Ve sizleri tanıdım. Yaşamın anlamının daha da çok farkına vardım. Hayatıma yeni insanlar girdi. Her yeni insan bana başka şeyi öğretti. Kimi sevgiyi, kimi sabrı, kimi vazgeçmeyi öğretti. Hayatta her şeyin fazlası zarar bunu öğrendim. Özgüven, hırs, kibir, aşırı mütevazi olmak gibi, her şeyin fazlası zarar. Dengeli olmak, kibirli olmamak gerekiyor. Aşırıya kaçmadan mütevazi olmak önemlidir, insanlık kazanır, Eczacılık kazanır.
İşte tam burada, kibir üzerine söylenmiş, çok sevdiğim bir söz ile konuşmamı bitirmek istiyorum. Çok beğendiğim, bana göre derin kültüre sahip, büyük sanatçı Zülfü Livaneli’nin bir sözüne vurgu yapmak istiyorum.
“Kibir aptallığın daniskasıdır. Zeki insan kibirli olamaz.” diyor büyük usta.
İşte bizler de kibire bürünmeden Eczacılığa yön verelim.
Bu düşüncelerle genel kurulun mesleğimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, tüm hazirunu sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sağlıcakla kalınız.
22.11.2025 Ankara
Ecz.Reşat Menderes Akgöl
Hatay Eczacı Odası Başkanı

